26 Temmuz 2015 Pazar
Anı
18 Temmuz 2015 Cumartesi
Zamane Sorunları
Çıldırıyorsak sebebi var. gün biti ,yol bitti. yine geldik çıkmaza elde var sıfır. hep böyle oluyor biliyor musun? tam gazla başlıyorsun bu sefer farklı olacak diyorsun,sonu yine yok. Hiç yokken saçma bir karar aldım. doğrudan özel sektör kölesi olmaktansa şu kpss dedikleri şey neymiş bir göreyim dedim tabi bunda çevremdeki neredeyse herkesin mutlaka bir dene sonra çok pişman olursun telkinleri az etkili olmadı değil. şimdi farkediyorum ki boşuna bir dokuz aymış. çünkü eğer öğretmen,polis falan değilseniz bu yol zor hatta imkansız. alım sayısını geç zaten son noktaya varmak için koskoca 3 aşamadan geçmek zorundasınız. ben ilkinde yani kpss aşamasında baya iyi tökezledim tabi. hayır olmayacağı malum,ben dediğin insan hayatında girdiği hiçbir sınavda başarılı olamamış sınavlarda kendisine felç inen bir insanım sonuçta.niye gaza geliyorsun değil mi? yaptık bir hata.aman siz eylemeyin.şimdi önümde yine bir belirsizlik.daha hangi şehirde yaşamak istediğime bile karar veremedim. nereye gitsem aklım diğerinde kalacak biliyorum. dahası iş arama süreci,o berbat ötesi mülakatlar,tanıdık arayışları beni fazlasıyla korkutuyor .bir yerden başlamak gerek biliyorum .mızmızlanmanın da manası yok onu da biliyorum. bir çok seyi biliyorum da korkuyorum.
Her şey bir yana ben bugünlerde fazlaca burgazadayı özlüyorum.sakinliği özlüyorum.son vapura kadar denizin karşısında elimde bira kulağımda müzik olmasını özlüyorum,avare avare sokaklarında dolaşmayı özlüyorum,her sokağın denize çıkmasını özlüyorum (böylelikle kaybolmuyorum) . hep bir gece kalmak istedim sadece bir gece. çoğu zaman ya param olmadı ya da tek başıma kalmaktan korktum. bak görüyor musun korkularım yüzünden ne güzelllikleri kaçırmışım yine.şimdi yine gitme planım çok değil bir yirmi gün sonra bu sefer kalacağım ama tek bir gece,tek başıma yine elimde bira kulağımda müzik olacak tek fark vapuru kaçırmak korkum olmayacak. bakalım zaman ne getirecek yine dalalım bir kocaman belirsizliğe ..
İç ısıtan şarkı budur .
Her şey bir yana ben bugünlerde fazlaca burgazadayı özlüyorum.sakinliği özlüyorum.son vapura kadar denizin karşısında elimde bira kulağımda müzik olmasını özlüyorum,avare avare sokaklarında dolaşmayı özlüyorum,her sokağın denize çıkmasını özlüyorum (böylelikle kaybolmuyorum) . hep bir gece kalmak istedim sadece bir gece. çoğu zaman ya param olmadı ya da tek başıma kalmaktan korktum. bak görüyor musun korkularım yüzünden ne güzelllikleri kaçırmışım yine.şimdi yine gitme planım çok değil bir yirmi gün sonra bu sefer kalacağım ama tek bir gece,tek başıma yine elimde bira kulağımda müzik olacak tek fark vapuru kaçırmak korkum olmayacak. bakalım zaman ne getirecek yine dalalım bir kocaman belirsizliğe ..
Beni O Limana Çıkaramazsın!
Doğduğumuz günden bu yana bize sunulan değer yargılarıyla biçimlendik.isteklerimizi yönlendirdiler.davranışlarımızı belirlediler.beynimize genel geçer kavramlar yüklediler.duygularımızı bile savunamadık çoğu kez.hep şablonlar vardı çevremizde.ayıplar,yasaklar,gelenekler,çıkarlar.peki kimin çıkarları? ailemizin,toplumun,devletin,yani kurulu düzenin.düzen bize ayrı olma sansını hiç vermedi.ayrı olmaya kalkıştığımızda dışlandık.yaptırımlara uğradık.şöyle yada böyle uyum sağladık ailelerimize,çevremize,işyerimize,yasalara..sevgimizde de hep kolay olana tutunuyoruz.kimimiz edilgeniz.kendimizi bir şeyin ya da birisinin aracı haline getirdik.yaşamdan kaynaklanan sorunlarımızı üretici edinimlerle çözme yürekliliğini göstermeyip,bir şeye ya da birisine sığındık.kimimiz de etkeniz.kendi parçalanmışlığımızı,bir başka kişiyi kendimizin bir parçası haline getirerek aşmaya çalışıyoruz.kendimize bir uydu edinerek yalnızlığımızın,hapsolmuşluk duygularımızın üstesinden gelebileceğimizi düşünüyoruz.bir başkasının üstünde egemenlik kurarak,onun kişiliğini kendi kişiliğimizin içinde eriterek bütünleşeceğimizi sanıyoruz.sonra da küçümsüyoruz o kişiyi.bütünlüğü kaçamaklarda aramaya başlıyoruz.yalanla,aldatmalarla.şimdi hepimizin içinde doldurulamayan boşluklar var.
7 Şubat 2015 Cumartesi
DÜNYA
Kötü şeyler gördük. Savaşlar, katliamlar, ölen-öldürülen çocuklar gördük. Kendi dilini, kendi kültürünü, kendisini kaybeden insanlar, topluluklar gördük.
Yanan köyler, kentler, ormanlar, hayvanlar gördük.
Yoksul insanlar, ağlayan anneler-babalar, her gün bile bile sokaklarda ölüme koşan tinerci çocuklar gördük.
Yanan köyler, kentler, ormanlar, hayvanlar gördük.
Yoksul insanlar, ağlayan anneler-babalar, her gün bile bile sokaklarda ölüme koşan tinerci çocuklar gördük.
Biz de öldük. Ama her şeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik.
Teşekkürler Dünya.
Teşekkürler Dünya.
Kazım Koyuncu
16 Ocak 2015 Cuma
Gelsen n'olacak?
Yine somurarak içmeye başladım düşmanımı.Az sonra bir daha,az sonra bir daha.kavga-dövüş ilerliyorum.
Uyuyorsun şimdi.İşin gücün uyumak. Saat 01. ben uyumuyorum..İşim mi var? Hayır.Uyku tutmadı.Yeni bir sigaraya devam.Kitaba devam.
Seni bekliyorum.Gelmiyorsun.Üstelik sen zaten yoksun.Haberin yok.Gelemezsin de. Uyku tutmadı.Uykum gelmiyor.Sen gel.. Gelsen n'olacak?
Uyuyorsun şimdi.İşin gücün uyumak. Saat 01. ben uyumuyorum..İşim mi var? Hayır.Uyku tutmadı.Yeni bir sigaraya devam.Kitaba devam.
Seni bekliyorum.Gelmiyorsun.Üstelik sen zaten yoksun.Haberin yok.Gelemezsin de. Uyku tutmadı.Uykum gelmiyor.Sen gel.. Gelsen n'olacak?
7 Ocak 2015 Çarşamba
GÖZLERİNİN ANLAMINI ÖPERİM
odamda
lambayı söndürdüm
mezarlıkları düşündüm
ölümü düşündüm
ürktüm birden
sonra
yarın sabah
pencereme konacak güvercinleri
sonra
seni
kaç kişi bütün gece senin gibi gündüze taşar
ben hala çözebilmiş değilim yaşanan saçmalığı
o kuru çıplaklığı yani yasallığını soluğumuzun
kaç kişi bütün ömrü senin gibi soluksuz yaşar
her aşkın mutlaka-gerçek aşksa ama-
illegal bir yanı da vardır diye diretişinle
değişiyor gözlerimde gökyüzü
ben senin
gözlerinin anlamından öperim.
M.D
6 Ocak 2015 Salı
SEVGİ METASI
Sevigiye dair ne biliyoruz? ne yapıyoruz? Yoksa gercekte istediğimiz şey sadece sevilmek mi? ''sevmek istiyorum'' derken kastettiğimiz sevilmek istiyorum mudur çoğunukla. Bunda bizi, istediğimiz,beklediğimiz anlamda sevecek bir insanı bizimde seveceğimiz varsayımı yatar,bu doğrudur da insanın değer verdiği kişinin sevgisine kayıtsız kalması güçtür. Ama sevgi meta mıdır ki,vermek için önce birşeyler almayı bekleyelim? Oysa sevmek nesnelerden soyutlanmıs sıcak ve üretken bir ilişki için emek vermek,mutluluksa,vermeyi sevince dönüştürebildiğimiz yerde ,sıcak bir simit tadında duyumsadığımız şey değil midir?..peki bunca kolayken sevmek ve bunca güzelken neden beceremiyoruz öyleyse? Bugün her şeyin bir maliyeti var ve bir etiketi var.sevginin de.değerler hiyerarşisinde sevgi giderek daha aşağılara itiliyor ,beğeniler standartlaştırılıyor ve sevgi de ucuza maledilmesi gereken bir meta konumuna indirgeniyor.Kimse de bundan bağımsız düşünemiyor,hareket edemiyor.
DEĞİŞİK YAŞLARIN İNSANI
Bazı geceler böyle yapıyorum.gün ışıyana
kadar oturuyorum.sonra bir saat kadar uzanıyorum.sonra dışarı.tabi kahvaltı yaptıktan sonra...sabahlara kadar oturduğum bazı geceler benim için az okumalı,bol düşünmeli,ancak benim duyabileceğim şekilde müzikli..ne düşünüyorum.öyle derin şeyler değil..kendimle ilgilii biraz da uydur kaydır şeyler,yaptıklarım,hatalarım,aptallıklarım,pişmanlıklarım sonra gülümsüyorum iyi yapmışım dediğim şeyleri de düşünüyorum.o zaman övünüyorum kendimle..bazen de didik didik ediyorum kendimi.üstüme ateş basıyor...hep böyle olsa ne iyi ,geçmişten süzülüp gelen anılar. ama bugün var.acı var,ölüm var,bitmek bilmeyen gelecek kaygısı var.
sonra diyorum ki bıraksam her şeyi,gece.dışarı çıksam fırtına alıp beni götürse ''bırak kalbine gireyim'' diyene.bir mesaj aldım.''nüfusa göre 26 yaşındayım. bazen 300 yaşında,bazen 3 yaşında,bazen 18 yaşında,bir türlü kestiremedim.ama asgari olarak 1 azami olarak 1 milyon yaşında oluyorum diyor''. bilirim bu durumu.çünkü ben de değişik yaşların insanıyım.bu yüzden bir dostum uyarmıştı beni ''büyü artık'' demişti. bazen büyüyorum.1 milyon yaşında oluyorum.bu kez ''ne var,ne oluyor''diyorlar.anlatamıyorum.bu dünyada 1 milyon yıl yaşamak kolay mı.
sonra devam ediyor mesaja ''bırak diyor kalbine gireyim,seni sana inat seveyim.sen, seni sevmemenin sorumluluğunu alabilcek misin?'' gece..fırtına,,o mesaj. ''bırak kalbine gireyim''diyen.iç dünyamı allak bullak etti bu söz.ne güzel.tartışmasız.kayıtsız şartsız ''bırak kalbine gireyim diyor' diyor.bütün eksiğimi gediğimi,yanlışımı kabul ediyor,bütün insaniliğiyle kalbini veriyor bana.bir sürek avının susuz kalmış insanına hayat suyu vermiş gibi geldi bu sözler.ah cancağızım,bu ne büyük bir onur ne büyük bir ödül bana.seni asla unutmam.çünkü bu dünyada hiçbir şey,ama hiçbir şey insandan,insan kalbinden daha değerli değildir benim için...
Yine de giremiyorsun kalbime,kalbim senin kadar geniş değil çünkü. ben sevmeyi bilmeyen bir çocuğum.açamıyorum kalbimi sana,dokunamıyorsun bana.susuyoruz geceler boyu.kızmıyorum sana,kızmıyorsun bana..sonra uzaklaşıyoruz.bir kaç anı,bir kaç gözyaşı..unutuyoruz..hep yaptığımız gibi..
kadar oturuyorum.sonra bir saat kadar uzanıyorum.sonra dışarı.tabi kahvaltı yaptıktan sonra...sabahlara kadar oturduğum bazı geceler benim için az okumalı,bol düşünmeli,ancak benim duyabileceğim şekilde müzikli..ne düşünüyorum.öyle derin şeyler değil..kendimle ilgilii biraz da uydur kaydır şeyler,yaptıklarım,hatalarım,aptallıklarım,pişmanlıklarım sonra gülümsüyorum iyi yapmışım dediğim şeyleri de düşünüyorum.o zaman övünüyorum kendimle..bazen de didik didik ediyorum kendimi.üstüme ateş basıyor...hep böyle olsa ne iyi ,geçmişten süzülüp gelen anılar. ama bugün var.acı var,ölüm var,bitmek bilmeyen gelecek kaygısı var.
sonra diyorum ki bıraksam her şeyi,gece.dışarı çıksam fırtına alıp beni götürse ''bırak kalbine gireyim'' diyene.bir mesaj aldım.''nüfusa göre 26 yaşındayım. bazen 300 yaşında,bazen 3 yaşında,bazen 18 yaşında,bir türlü kestiremedim.ama asgari olarak 1 azami olarak 1 milyon yaşında oluyorum diyor''. bilirim bu durumu.çünkü ben de değişik yaşların insanıyım.bu yüzden bir dostum uyarmıştı beni ''büyü artık'' demişti. bazen büyüyorum.1 milyon yaşında oluyorum.bu kez ''ne var,ne oluyor''diyorlar.anlatamıyorum.bu dünyada 1 milyon yıl yaşamak kolay mı.
sonra devam ediyor mesaja ''bırak diyor kalbine gireyim,seni sana inat seveyim.sen, seni sevmemenin sorumluluğunu alabilcek misin?'' gece..fırtına,,o mesaj. ''bırak kalbine gireyim''diyen.iç dünyamı allak bullak etti bu söz.ne güzel.tartışmasız.kayıtsız şartsız ''bırak kalbine gireyim diyor' diyor.bütün eksiğimi gediğimi,yanlışımı kabul ediyor,bütün insaniliğiyle kalbini veriyor bana.bir sürek avının susuz kalmış insanına hayat suyu vermiş gibi geldi bu sözler.ah cancağızım,bu ne büyük bir onur ne büyük bir ödül bana.seni asla unutmam.çünkü bu dünyada hiçbir şey,ama hiçbir şey insandan,insan kalbinden daha değerli değildir benim için...
Yine de giremiyorsun kalbime,kalbim senin kadar geniş değil çünkü. ben sevmeyi bilmeyen bir çocuğum.açamıyorum kalbimi sana,dokunamıyorsun bana.susuyoruz geceler boyu.kızmıyorum sana,kızmıyorsun bana..sonra uzaklaşıyoruz.bir kaç anı,bir kaç gözyaşı..unutuyoruz..hep yaptığımız gibi..
SENDEN ÖNCE GELDİM DÜNYAYA
Burası gece ile gündüzün çevriminde bir gezegen.üstünde bir kaç
yaşam..tarih geçmişle gelecek arasında bir kuşak.kendimi dalgaların çalkantısına
bırakmıştım.öylece ne kadar kaldım bilmiyorum.içimdeki küçük kıpırtıları duyana
dek ne kadar süre geçmişti.tarih hangi zamandı.küçük kıpırtıların kaynağı benim
dışımdaydı.bu kez sevgilisini arayan bir genç adamdan
geliyordu.konusuyordu.sözleri algılamak çaba gerektiriyordu.''onu gördün mü?''
diye soruyordu bana ''saçları senin gibi dalgalı.gözleri iri.ne çok benziyorsun
ona buralarda görün mü? görmüş olmalısın..'' aradığı kızı görmemiştim.görsem
bile anımsayamazdım.anılara yer yoktu boşluklarda.yalnızca yeşil gözlerine
takılıp kaldı bakışlarım.sık sık karşılaşıyorduk sevgilisini arayan genç
adamla.bütün ağırlığına rağmen kendiyle ilgili her şeyi sırtında taşıyordu
inatla.hafiflemek gibi bir isteğe kapılmamıştı.herkesle konuşabiliyor.anılarla
anlamları topluyor,sevgiyle çarpıyordu.hep sevgilisini anlatır yukardakine selam
yollardı ona.''çocuk '' der yukardaki.''ne aptalsın! bir larvadır
aşk..başkalaşımın evresidir''adam bilir.selamını hiç söylemedi sevgilisine yine
de gönderir her gece.''bak''der yukardakine ''sen herkesi görüyorsun.sevgilimi
görüyorsun.o da seni görüyor.başını kaldırıp bakıyor.biliyorum.söyle.selam söyle
benden.onu cok sevdiğimi söyle.onu aradığımı.ne olursa olsun bulusacagımızı''
önceleri bu bulanık boşlukta sevgilisini bulabileceğine inanmıyordum.ama zaman
geçtikçe onunla konuştukça inanmaya başladım.konusabiliyordum ben de
artık.sözcüklere anlam yüklüyordum.inanıyordum.korkuyordum.yeşil özlemlerimi
gerçekleştirmek istiyordum.yalnızlık hapsinde olanlara elimi uzatıyordum.kayıp
renkleri arıyor,bahar kokularını özlüyordum.sevgilisini arayan adamla
birlikte.genç adam bir gün ''hiç olmayacak''dedi. sonra sürdürdü''hiç olmayacak
olanın,bir yerde gerçekleşmiş olabileceğini düşündün mü hiç?'' ''uzak yıldızın
birinde.cok,cok uzakta..belki..''dedim.''anlamsızlık yaşamayı
gerektirmiyor''dedi.!!''yaşamaksa anlamsızlığı' ' birbirmizle konuşmayı
sürdürdükçe umudumuz büyüyordu.birbirimize tutunuyorduk.''bu aşk bir
lavradır...bu aşk'' diye konuşuyordu yukardaki.''senin lavran başka erişkinlerin
besinidir.''sesi bir yere kapılıp gidiyordu sanki.uzaklaşıyordu
gittikçe.''korkmana gerek yok ''dedi ona yanımda duran kadın.''sevgi tohumları
ekiyoruz biz.seviyoruz.birbirmiz seviyoruz.kendimizi seviyoruz.ne olduğumuzu,ne
olmak istediğimizi biliyoruz.insan olarak yaşayacağız''işte o an bir insan
olduğumu düşündüm ilk kez.bir insanım ben.yukardakinin sesini hiç işitmedim o
günden sonra.bir çok insandan biriydim bende.yürüyordum.boşluğun dalgaları
yoktu.bir çiçek kokusu havada.kuş çığlığı.ter kokulu sevişmeler..genç adamın
sevdiği kız burdaydı.daha pek çok insanla birlikte.burası dünya ! genç adamla
kız sarıldılar,koklaştılar.hiçbir zaman gerçekleşmeyecek sanılannın
gerçekleştiği yer burası.DNA'alar ikiye bölündü.bir sprem bir yumurta hücresi
ile birlişti.yeni canlının hücreleri yeni bir DNA içerdi.burası dünya..uzak bir
yer...olanaksızın istenebileceği bir yer.umudun yaratılabileceği...burda,dünyada
yazıyorum bu mektubu sana.sanıyorum senden önce vardım buraya.tıpkı genç adamın
sevdiği kız gibi..senden önce geldim dünyaya.
HER ÖLÜM ERKENDİR
Bir hastane
kapısında acıyla yüzyüze gelmiş, ne olduğunu anlamaya çalışırken; gördüğün
taksiden inen teyzeyle, başka şeyler düşünmeye başlıyorsun. Aklın kıyas yapmaya,
ölüme bir sıra biçmeye yelteniyor çaresizce. Bütün bildik sözler sıralanıyor
ardı ardına. Biliyorsun sende, bunu da sindirip, tahammül edilebilir hale
getireceksin, ama zamanla. Fakat bundan sonra, genç ölümleri duyduğunda, bir
film karesi gibi aynı sahneyi defalarca hatırlayıp, her seferinde aynı şeyleri
hissedeceğini de biliyorsun.
Erkendir her ölüm, sevdiğini uğurlarken buralardan. Başlangıcı olup sonsuza uzanan tek şey zamandır. Ve geriye kalan herşey, onun içinde kaybolmaya mahkumdur, biliyorsun. Bunu tahmin etmemişsin işte, hiç böylesi aklına gelmemiş. Düşlemiş miydin? Böyle birşeyi nasıl düşlersin ki, düşlemedin elbet. Sevdiğin hiçkimseye yakıştıramadın ki ölümü. Onlar sıcaktılar, sevgi dolu. Ama ölüm, içini üşütecek kadar soğuk. Ellerin değil, duygularındı üşüyen şu yaz ortası.
Görememek, konuşamamak. Bir gün önce yanında olandan, artık bir ömür boyu ayrı kalmak gibi yakıcı hisler kapladı heryanını. Bu idi demek, sevdiklerinden önce gitmek isteyişinin nedeni. Bunu nasıl bir bencillikle istediğin ve isteğini ne kadar geçerli nedenlere dayandırdığın aşikardı şimdi.
Ona senden yakın olanların acısını görünce, sakladın kendi acını. Öncelik sırasını karıştırdın acıların. Onların bu haline mi, acının asıl nedenine mi üzülüyordu için, en ilk?
“Birileri yeni kitaplar yazacak, okuyamayacaksın; yeni filmler çekilecek, izleyemeyeceksin; sevdiğin bir şarkıyı bir daha dinlemek isterken, dinleyemeyeceksin.” diyordu ya filmde. Gideceği zamanı bilerek yaşamanın verdiği ağırlığı, bir kez daha hissetmiştin o sahneyi izlediğinde.Sana acı verenin, onun acılarına son verdiğini aklına getirdin bunları düşününce. O, kurtulmayı diliyordu belki de, kurtuluş ölüm olsada; oysa sen, razı değildin ölümüne, onun acılarından habersiz olsanda. Bu açmazda, kim daha acılıydı ki acaba?
Erkendir her ölüm, sevdiğini uğurlarken buralardan. Başlangıcı olup sonsuza uzanan tek şey zamandır. Ve geriye kalan herşey, onun içinde kaybolmaya mahkumdur, biliyorsun. Bunu tahmin etmemişsin işte, hiç böylesi aklına gelmemiş. Düşlemiş miydin? Böyle birşeyi nasıl düşlersin ki, düşlemedin elbet. Sevdiğin hiçkimseye yakıştıramadın ki ölümü. Onlar sıcaktılar, sevgi dolu. Ama ölüm, içini üşütecek kadar soğuk. Ellerin değil, duygularındı üşüyen şu yaz ortası.
Görememek, konuşamamak. Bir gün önce yanında olandan, artık bir ömür boyu ayrı kalmak gibi yakıcı hisler kapladı heryanını. Bu idi demek, sevdiklerinden önce gitmek isteyişinin nedeni. Bunu nasıl bir bencillikle istediğin ve isteğini ne kadar geçerli nedenlere dayandırdığın aşikardı şimdi.
Ona senden yakın olanların acısını görünce, sakladın kendi acını. Öncelik sırasını karıştırdın acıların. Onların bu haline mi, acının asıl nedenine mi üzülüyordu için, en ilk?
“Birileri yeni kitaplar yazacak, okuyamayacaksın; yeni filmler çekilecek, izleyemeyeceksin; sevdiğin bir şarkıyı bir daha dinlemek isterken, dinleyemeyeceksin.” diyordu ya filmde. Gideceği zamanı bilerek yaşamanın verdiği ağırlığı, bir kez daha hissetmiştin o sahneyi izlediğinde.Sana acı verenin, onun acılarına son verdiğini aklına getirdin bunları düşününce. O, kurtulmayı diliyordu belki de, kurtuluş ölüm olsada; oysa sen, razı değildin ölümüne, onun acılarından habersiz olsanda. Bu açmazda, kim daha acılıydı ki acaba?
Geçmiş Zaman İzi
Bir sigara yakıyorum durup dururken biraz sıkılıyor biraz da
hatırlıyorum,bundan üç yıldan önce de beni duymadığını anımsıyorum
..silkiniyorum. sonra bende kalan yüzünü,çalmadığın kapımı
düşünüyorum.Yaşadığım,yaşamaya hani neredeyse zorunlu olduğum onca ayrıntı hep
senle devam ediyor ve ben bundan nefret ediyorum. üç yıl öncesini hatırlıyorum
..imkansızlıkları,geç kalmışlıkları anımsıyorum durup dururken. sahi ben seni mi
sevmiştim yoksa yıllar yılı ardımdan gelen olasılığı mı?
Neden geldin sen bunca zamandan sonra karşıma . o akşam vaktini düşünüyorum son kez.gülüşünü,bakışını..neden geldin ? cevap yok. sonra neden gittin ? cevap yok. onca geniş zaman varken sevemediğin beni yasak zamanlarda mı sevmeye başladın birdenbire? ben sevmiyordum artık seni. belki de hiç sevmemiştim .Şimdi hangi mezarlıktan hortladıysan tekrar dön oraya.şimdi aynalardan birini takılıyor yine bakışlarım. yansımamdan hiçbir tepki alamayacak gibi oluyorum içimdeki onca fırtınaya karşın. ne yalan söyleyeyeyim biraz da korkar gibi oluyorum ..zamanın tanımlanması güç bir yerlerdeyim hangi kaçışın hangi hangi yalnızlığın yansımasını buluyorum bu yüzde bilmiyorum artık bilemiyorum. yazılarımda di'li geçmiş zaman kullanıyorum.şimdi ne aklımda ne kalbimdesin. geçmiş zaman izlerindesin.
Neden geldin sen bunca zamandan sonra karşıma . o akşam vaktini düşünüyorum son kez.gülüşünü,bakışını..neden geldin ? cevap yok. sonra neden gittin ? cevap yok. onca geniş zaman varken sevemediğin beni yasak zamanlarda mı sevmeye başladın birdenbire? ben sevmiyordum artık seni. belki de hiç sevmemiştim .Şimdi hangi mezarlıktan hortladıysan tekrar dön oraya.şimdi aynalardan birini takılıyor yine bakışlarım. yansımamdan hiçbir tepki alamayacak gibi oluyorum içimdeki onca fırtınaya karşın. ne yalan söyleyeyeyim biraz da korkar gibi oluyorum ..zamanın tanımlanması güç bir yerlerdeyim hangi kaçışın hangi hangi yalnızlığın yansımasını buluyorum bu yüzde bilmiyorum artık bilemiyorum. yazılarımda di'li geçmiş zaman kullanıyorum.şimdi ne aklımda ne kalbimdesin. geçmiş zaman izlerindesin.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)


