6 Ocak 2015 Salı

SEVGİ METASI


Hemen hepimiz aşık olmuşusuzdur.sonsuz umut ve beklentilerle başlayan çılgın bir akışın içinde buluvermişizdir kendimizi.Yalnızlığımız ,çaresizliğimiz bitiverecek sanmışızdır.Uzun sürmez düş kırıklıklarının başlaması .Ne olduğunu,neden olduğunu anlayamayız çoğu kez.Çünkü aslında aşık olduğumuz kişinin kendisi değildir çoğu kez,nesnesidir daha doğrusu nesnenin albenisidir.Sadece nesne olarak algıladığımız insandan bize akan arzudur ve bu arzu kalktığında aşk bitiverir ya da biz karıştırmışızdır nesnel görüntüyle,kafamızda daha önceden oluşturduğumuz görüntüyü..İçimizden bir ses ''işte aradığın bu''demiştir. ''bu senın hayalindeki sevgili'' .Ama yine o ses değil midir biten bir aşkın ardından öz savunmamızı üstlenen''yanlış kişiydi''diye bizi aklayıveren.
Sevigiye dair ne biliyoruz?  ne yapıyoruz?  Yoksa gercekte istediğimiz şey sadece sevilmek mi? ''sevmek istiyorum'' derken kastettiğimiz sevilmek istiyorum mudur çoğunukla. Bunda bizi, istediğimiz,beklediğimiz anlamda sevecek bir insanı bizimde seveceğimiz varsayımı yatar,bu doğrudur da insanın değer verdiği kişinin sevgisine kayıtsız kalması güçtür. Ama sevgi meta mıdır ki,vermek için önce birşeyler almayı bekleyelim? Oysa sevmek nesnelerden soyutlanmıs sıcak ve üretken bir ilişki için emek vermek,mutluluksa,vermeyi sevince dönüştürebildiğimiz yerde ,sıcak bir simit tadında duyumsadığımız şey değil midir?..peki bunca kolayken sevmek ve bunca güzelken neden beceremiyoruz öyleyse? Bugün her şeyin bir maliyeti var ve bir etiketi var.sevginin de.değerler hiyerarşisinde sevgi giderek daha aşağılara itiliyor ,beğeniler standartlaştırılıyor ve sevgi de ucuza maledilmesi gereken bir meta konumuna indirgeniyor.Kimse de bundan bağımsız düşünemiyor,hareket edemiyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder